SuFi
12-03-2009, 03:01 PM
1- el-FÂTİHA SURESİ
Eûzübillâhimineş ş eytânirracîm
1-FÂTİHA SÛRESİ
Eûzübillâhimineş ş eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bilindiği üzere Kur'an 'ı Kerîm (114) sûre ile (6666) âyet -i kerîmeden meydana
gelmektedir. Fât iha ve de Sûres i is e bu mübârek sürelerin birincis idir. Tercih
edilen görüş e göre Mekke-i Mükerreme'de inmiş t ir.
Fât iha sûres i, Kur'an'ı Kerim'in kıraat ine baş langıç teş kil et t iği için fât iha adını
almış t ır. Çünkü derece derece ortaya çıkan her ş eyin ilkine fât iha denir.
Fât iha sûres i. Kur'an hakikatlerinin özünü kaps adığı için kendis ine
(Ümmü'l-Kur'an), (Ümmü'l-Kitap) gibi is imler de verilmiş t ir. Aynı ş ekilde bu
mübârek sûre yedi âyet ten ibâret olup namazların her rekatında okunduğu için
(Seb'ul-mes ânî) adını da almış t ır.
Fât iha sûres i, yüce Allah'a hamd ve övgüyü içeren, O Ulu Yaratıcının mukaddes
vas ıflarını kaps ayan ve O Kerem s âhibi Mabu'da kulluk arzetmede en önemli
duayı içine alan bir sûredir.
Fât iha sûres i, Besmele-i ş erife ile beraber yedi âyet t ir. Hanefî fakihlerince s ahih
olan görü ş e göre bütün s ürelerin baş ındaki besmeleler, o surelerden birer cüz
değildir. Belki birer müs takil âyet olup sürelerin aralarını ayırmak ve kendileriyle
bereket is temek için tekrar tekrar indirilmiş t ir. Fât iha-i ş erifeyi okuyup bit irince
(Âmîn) denilmes i de bir s ünnet i s eniyyedir.
1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
1. Bu âyet -i kerime, Besmele-i Şerife adını alan, kâinatın yaratıcıs ı Yüce Allah'ın
üç mukaddes ismini içeren, her okunacak ve yapılacak mühim ve meş ru bir ş eye
teberrüken kendis iyle baş lanılmas ı muvaffakiyete ves île olan bir âyet t ir. İş t e
Fât iha Sûres ini okuyacak bir kims e bu besmele-i ş erifeyi okuyunca: (Rahman ve
rahim olan Allah Teâlâ'n ın mübârek adıyla) bu s ûreyi okumaya baş ladım, demiş
ve bu mukaddes is imler ile bereket is teğinde bulunmuş , bununla Cenab 'ı Haktan
yardım dilemiş olur. Ne mukaddes , ne mübârek bir ayet i kerime!
2. Hamd (ö vme v e övü lme), âlemlerin Rabb i Allah 'a mahs u s tur.
2. (Hamd) medih, övgü ve şükür (Alemlerin bütün mahlûkatın (Rabbi) s âhibi,
idârecis i, terbiye edicis i olan,
3. O, rahmândır ve rahîmdir.
3. (Rahman ve rahim) yani Yüce Zatı rahmet ile vas ıflanmış olup kullarına fiilen
merhamet buyuran,
4. Ceza gününün mâlikidir.
4. (Cezâ gününün) kıyâmet gününün (s âhibi olan) o gündeki bütün iş ler kudret i
elinde bulunan (Allahû Teâlâ'ya mahsus tur) O'nun için s abit t ir. Art ık şüphe
yok ki her türlü hamd ve s enâya O layıkt ır. O'ndan baş ka mülkün s âhibi ve
âlemlerin yaratıcıs ı yoktur.
5. (Rabbimiz!) Ancak s ana kulluk ederiz ve yaln ız s enden medet umarız.
5. Ey Allah'ım (Yaln ız s ana ibâdet ederiz). Senin büyüklü ğünü kalben düşünür,
tam bir huşu ile ancak s ana itaat ve kullukta bulunuruz. (Ve ancak s enden
yardım dileriz). Ancak s ana s ığınır, s enden lütûf ve yardım bekleriz.
6. Bize doğru yolu gös ter.
6. Artık ey kerem s âhibi Rabbimiz (Bizleri doğru yola ilet ) Bize doğru yolu bildir,
bizi o yolu takibe muvaffak kıl. O yol is e İs lâmiyet ten ibâret tir.
7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kims elerin yolunu; gazaba
uğramış ların ve s apmış ların yolunu değil!
7. (O kendilerine nimet vermiş ) kendilerine İs lâmiyet i, zühd ve takvayı nas ip
etmiş (olduğun kims elerin yoluna) ilet , hidâyet et , onlar gibi biz de doğru yolu
takibe muvaffak olalım, (gazaba uğramış ların) ilâhî rahmet ten uzaklaş t ırılmış ,
ş iddet li bir ş ekilde cezalandırılmış kims elerin (ve sapmış ların) doğru yolu, İs lâm
yolunu bırakıp çıkmaz yollara s apmış kims elerin (yoluna değil.) Öyle
takipçilerini hidayetten mahrum b ırakan, felâket çukuruna düşüren bir yola bizi
s evk etme. Ey alemlerin Rabbi! Peygamberlerin efendis inin hürmet ine duamızı
kabul buyur. Amin!
Amin kelimes i, Kur'ân'dan değildir. Fakat Fât iha Sûres inin sonunda bunu
s öylemek s ünnet tir. Bu kelime, Ya rabbi! bizden kabul et , dualarımızı kabul
b uyu r mâna s ın ı ifade ede r.
§ "Hamd" ; Güzel bir zikirdir, güzel bir halden, bir nimet ten dolayı s aygı yoluyla
ş ükür ve s enada bulunmak demekt ir. Cenâb-ı Hak bütün mahlukatı luftuyla
vücude getirmiş , onlara nîmet ler, kâbiliyeler vermiş , özellikle ins anlara
peygamberler, kitaplar göndermiş , kendilerini hidâyet ve s aadet yollarına dâvet
buyurmuş olduğundan, bütün varlıkların hamd ve övgüsüne layıktır.
§ "Allah" ismi celili, Cenâb-ı Hakka mahsus O'nun bütün kemal s ıfat larını ifâde
eden bir is imdir ki baş ka hiç bir kims eye verilemez. Bu, bir ismi âzamdır.
§ "Rab" , ismi ş erifi de s âhip, yöneten ve ıs lah eden mânâlarını ifade et t iği gibi
bütün varlıkların yaratıcıs ı terbiye edicis i ve bes leyicis i mânas ını da
içermektedir. İş te bütün mahlukatın terbiye edicis i yaratıcı ve eğit icis i de Allah
Teâlâ'dan baş kas ı değildir.
§ "Rahmân" ve "Rahîm" de rahmet s âhibi mânas ına Allah'ın birer ismidir.
Rahman bütün mahlukatı yaratan, yaş atan, nîmet lere kavuş turan kims e demekt ir.
Rahim de mü'min kulları hakkında ilâhî lûtuflarını bolca veren Yüce Yaratıcı
mânas ınadır.
Deniliyor ki rahman öyle bir nîmet verendir ki, onun vereceği nimet lerin baş kas ı
tarafından verilmes i düşünülemez. Bu s ebeple rahman ismi mahlukata verilemez.
Rahim is e öyle bir nîmet verendir ki onun vereceği nîmet in benzeri baş kaları
tarafından da gelebilir. Bu s ebeple rahim adı kullara da verilebilir.
§ "Alemîn tâbirine gelince; bu da Cenab'ı Hakkın varlığına, birliğine delâlet ve
ş ehadet eden, onu bilip tasdik etmeğe ves ile olan varlıklardan, mahlûkat tan
ibarett ir ki her birine bir âlem denir. Bunlar; gökler âlemi, yer âlemi, hayvanlar
âlemi, bitkiler âlemi, ruhlar âlemi, dünya âlemi, âhiret âlime gibi nevîlere
ayrılmış tır. Bir rivayete göre on s ekiz bin âlem vard ır. Bizim dünyamız is e bu
alemlerden yaln ız biridir.
Bütün âlemler birer mahluktur. Bütün bunların yaratıcıs ı Cenâb-ı Haktan baş kas ı
değildir. Bütün âlemler, O Yüce Yaratıcının varlığına, kuvvet ve büyüklü ğüne
birer parlak delildir.
§ "Yevmiddin" , cezâ günü, âhiret günü korku ve s aygı âlemi demekt ir ki, o
günde bütün tas arruflar, bütün mükâfat ve cezalar Allah'a ait olup onun
hâkimiyet ve irades inin zıddına hareket edecek bir kuvvet bulunamaz.
§ " İbâdet" ; Allah 'ın emrine tam mânas ıyla boyun eğmek ve itaat etmek demekt ir.
Hak Teâlâya karş ı gös terilecek alçak gönüllülüğün, boyun eğme ve itaatın son
dereces idir.
§ "İs t iane" de yard ım is temekt ir, ibâdet ve iteat hususunda ve diğer işlerde
Cenâb-ı Hakkın lütûf ve yardımına s ığınmakt ır.
§ "Nîmet", halin iyiliği ve nefs in lezzet ald ığı ş ey demekt ir. Bizim için
is tenilmeye en lâyık olan nîmet is e, Allah'ın rızâs ına kavuşmak ve s alih, s eçkin
kulların yollarına girebilmek, Allah 'ın gazabına uğramış , s apıklıklar içinde
kalmış , kötü ruhlu kims elerin yollarından uzak kalmakt ır.
§ "Hidâyet"; ins anı İs tenilen ş eye kavuş turacak olan bir nesneye delâlet ve
yardım etmek demekt ir. Bu bir hayırlı rehberlikten ibârett ir. Hidâyet edene hâdi,
hidayet bulana da mühtedi denir. İhtida da doğru yolu bulmak demekt ir,
İs lâmiyete kavuşmak gibi.
§ "Dalal" = da lâlet de helâk olmak, kayb olmak, d oğru yoldan çıkmak, İn s anı
İs tediği ş eye ulaş t ıracak olan nesnenin yok olmas ı ve is tenen ş eye
kavuş turamayacak olan bir yola girmek demekt ir. İs lâmiyet ten ayrılmak gibi.
Dalâlete düş ene dâl, dalâlete düşürene de mudill, dalâlete düşürmeğe,
azdırmağa da idlâl denir.
§ "Tarikı müs takim" İs e doğru yoldur, İns anı dünyada ve âhiret te s elâmet ve
s aadete kavuş turacak olan her hangi bir ş ey demekt ir. Bu it ibar ile Kur'an 'ı
Kerîm'e, İs lâm dinine, sünnet ile camaate ve cennete girmeye hak edenlerin
yoluna s ıratı müs takim denmiş t ir.
İş te Fât iha sûre-i celiles i, bizlere bu husus lardaki vâzifelerimizi telkin ve ilham
ediyor. Buyurulmuş oluyor ki: "Ey ins anlar!, uyanınız, şu sonsuz kâinatın
yaratıcıs ının büyüklü ğünü düşününüz. O, ne büyük bir yaratıcıdır, ne muazzam
bir bes leyicidir. Bütün mahlukatı için ne kadar rahmet ve merhamet i vard ır.
Bütün âlemlerin müs takil s âhibi ve hâkimi yaln ız odur. Art ık -Yarabbi! yaln ız
s ana ibâdet ederiz. Yaln ız s enden lütuf ve ihs an bekleriz- diyerek kulluğumuzu
arzederiz. Doğru yola gitmenizi muhterem kulların izlerini takibe
muvaffakiyet inizi O Kerem s âhibi Yaratıcıdan niyaz ediniz. Küfür ve is yan ile
doğru yolu kaybetmiş , dalâlet içinde kalmış , ins anlık için bir fitne, korkunç bir
belâ mahiyet inde bulunmuş , dins iz, ahlâks ız, s apık kims elere uymaktan, onların
iğfallerine kapılmaktan emin olmanızı da O rahmet ve ihs anı s onsuz olan kerem
s ahibi ve merhamet li mabudunuzdan is temeye devam ediniz. Ey ins an
toplulukları! Sizin için bundan baş ka s elâmet ve s aadet yolu yoktur."
Evet ... Fâtiha Sûre-i celiles i İş te bizleri böyle bir uyanış a, bir yalvarış ve
yakarış a ve bir yüks eliş e davet edip durmaktadır.
Ey âlemlerin Rabbi!.. Biz âciz kullarının bu husus taki niyaz ve is t irhamımızı
lütfen kabul buyur. Peygamberlerin efendis inin hürmetine duamızı kabul buyur.
Âmin!
Eûzübillâhimineş ş eytânirracîm
1-FÂTİHA SÛRESİ
Eûzübillâhimineş ş eytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
Bilindiği üzere Kur'an 'ı Kerîm (114) sûre ile (6666) âyet -i kerîmeden meydana
gelmektedir. Fât iha ve de Sûres i is e bu mübârek sürelerin birincis idir. Tercih
edilen görüş e göre Mekke-i Mükerreme'de inmiş t ir.
Fât iha sûres i, Kur'an'ı Kerim'in kıraat ine baş langıç teş kil et t iği için fât iha adını
almış t ır. Çünkü derece derece ortaya çıkan her ş eyin ilkine fât iha denir.
Fât iha sûres i. Kur'an hakikatlerinin özünü kaps adığı için kendis ine
(Ümmü'l-Kur'an), (Ümmü'l-Kitap) gibi is imler de verilmiş t ir. Aynı ş ekilde bu
mübârek sûre yedi âyet ten ibâret olup namazların her rekatında okunduğu için
(Seb'ul-mes ânî) adını da almış t ır.
Fât iha sûres i, yüce Allah'a hamd ve övgüyü içeren, O Ulu Yaratıcının mukaddes
vas ıflarını kaps ayan ve O Kerem s âhibi Mabu'da kulluk arzetmede en önemli
duayı içine alan bir sûredir.
Fât iha sûres i, Besmele-i ş erife ile beraber yedi âyet t ir. Hanefî fakihlerince s ahih
olan görü ş e göre bütün s ürelerin baş ındaki besmeleler, o surelerden birer cüz
değildir. Belki birer müs takil âyet olup sürelerin aralarını ayırmak ve kendileriyle
bereket is temek için tekrar tekrar indirilmiş t ir. Fât iha-i ş erifeyi okuyup bit irince
(Âmîn) denilmes i de bir s ünnet i s eniyyedir.
1. Rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla.
1. Bu âyet -i kerime, Besmele-i Şerife adını alan, kâinatın yaratıcıs ı Yüce Allah'ın
üç mukaddes ismini içeren, her okunacak ve yapılacak mühim ve meş ru bir ş eye
teberrüken kendis iyle baş lanılmas ı muvaffakiyete ves île olan bir âyet t ir. İş t e
Fât iha Sûres ini okuyacak bir kims e bu besmele-i ş erifeyi okuyunca: (Rahman ve
rahim olan Allah Teâlâ'n ın mübârek adıyla) bu s ûreyi okumaya baş ladım, demiş
ve bu mukaddes is imler ile bereket is teğinde bulunmuş , bununla Cenab 'ı Haktan
yardım dilemiş olur. Ne mukaddes , ne mübârek bir ayet i kerime!
2. Hamd (ö vme v e övü lme), âlemlerin Rabb i Allah 'a mahs u s tur.
2. (Hamd) medih, övgü ve şükür (Alemlerin bütün mahlûkatın (Rabbi) s âhibi,
idârecis i, terbiye edicis i olan,
3. O, rahmândır ve rahîmdir.
3. (Rahman ve rahim) yani Yüce Zatı rahmet ile vas ıflanmış olup kullarına fiilen
merhamet buyuran,
4. Ceza gününün mâlikidir.
4. (Cezâ gününün) kıyâmet gününün (s âhibi olan) o gündeki bütün iş ler kudret i
elinde bulunan (Allahû Teâlâ'ya mahsus tur) O'nun için s abit t ir. Art ık şüphe
yok ki her türlü hamd ve s enâya O layıkt ır. O'ndan baş ka mülkün s âhibi ve
âlemlerin yaratıcıs ı yoktur.
5. (Rabbimiz!) Ancak s ana kulluk ederiz ve yaln ız s enden medet umarız.
5. Ey Allah'ım (Yaln ız s ana ibâdet ederiz). Senin büyüklü ğünü kalben düşünür,
tam bir huşu ile ancak s ana itaat ve kullukta bulunuruz. (Ve ancak s enden
yardım dileriz). Ancak s ana s ığınır, s enden lütûf ve yardım bekleriz.
6. Bize doğru yolu gös ter.
6. Artık ey kerem s âhibi Rabbimiz (Bizleri doğru yola ilet ) Bize doğru yolu bildir,
bizi o yolu takibe muvaffak kıl. O yol is e İs lâmiyet ten ibâret tir.
7. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kims elerin yolunu; gazaba
uğramış ların ve s apmış ların yolunu değil!
7. (O kendilerine nimet vermiş ) kendilerine İs lâmiyet i, zühd ve takvayı nas ip
etmiş (olduğun kims elerin yoluna) ilet , hidâyet et , onlar gibi biz de doğru yolu
takibe muvaffak olalım, (gazaba uğramış ların) ilâhî rahmet ten uzaklaş t ırılmış ,
ş iddet li bir ş ekilde cezalandırılmış kims elerin (ve sapmış ların) doğru yolu, İs lâm
yolunu bırakıp çıkmaz yollara s apmış kims elerin (yoluna değil.) Öyle
takipçilerini hidayetten mahrum b ırakan, felâket çukuruna düşüren bir yola bizi
s evk etme. Ey alemlerin Rabbi! Peygamberlerin efendis inin hürmet ine duamızı
kabul buyur. Amin!
Amin kelimes i, Kur'ân'dan değildir. Fakat Fât iha Sûres inin sonunda bunu
s öylemek s ünnet tir. Bu kelime, Ya rabbi! bizden kabul et , dualarımızı kabul
b uyu r mâna s ın ı ifade ede r.
§ "Hamd" ; Güzel bir zikirdir, güzel bir halden, bir nimet ten dolayı s aygı yoluyla
ş ükür ve s enada bulunmak demekt ir. Cenâb-ı Hak bütün mahlukatı luftuyla
vücude getirmiş , onlara nîmet ler, kâbiliyeler vermiş , özellikle ins anlara
peygamberler, kitaplar göndermiş , kendilerini hidâyet ve s aadet yollarına dâvet
buyurmuş olduğundan, bütün varlıkların hamd ve övgüsüne layıktır.
§ "Allah" ismi celili, Cenâb-ı Hakka mahsus O'nun bütün kemal s ıfat larını ifâde
eden bir is imdir ki baş ka hiç bir kims eye verilemez. Bu, bir ismi âzamdır.
§ "Rab" , ismi ş erifi de s âhip, yöneten ve ıs lah eden mânâlarını ifade et t iği gibi
bütün varlıkların yaratıcıs ı terbiye edicis i ve bes leyicis i mânas ını da
içermektedir. İş te bütün mahlukatın terbiye edicis i yaratıcı ve eğit icis i de Allah
Teâlâ'dan baş kas ı değildir.
§ "Rahmân" ve "Rahîm" de rahmet s âhibi mânas ına Allah'ın birer ismidir.
Rahman bütün mahlukatı yaratan, yaş atan, nîmet lere kavuş turan kims e demekt ir.
Rahim de mü'min kulları hakkında ilâhî lûtuflarını bolca veren Yüce Yaratıcı
mânas ınadır.
Deniliyor ki rahman öyle bir nîmet verendir ki, onun vereceği nimet lerin baş kas ı
tarafından verilmes i düşünülemez. Bu s ebeple rahman ismi mahlukata verilemez.
Rahim is e öyle bir nîmet verendir ki onun vereceği nîmet in benzeri baş kaları
tarafından da gelebilir. Bu s ebeple rahim adı kullara da verilebilir.
§ "Alemîn tâbirine gelince; bu da Cenab'ı Hakkın varlığına, birliğine delâlet ve
ş ehadet eden, onu bilip tasdik etmeğe ves ile olan varlıklardan, mahlûkat tan
ibarett ir ki her birine bir âlem denir. Bunlar; gökler âlemi, yer âlemi, hayvanlar
âlemi, bitkiler âlemi, ruhlar âlemi, dünya âlemi, âhiret âlime gibi nevîlere
ayrılmış tır. Bir rivayete göre on s ekiz bin âlem vard ır. Bizim dünyamız is e bu
alemlerden yaln ız biridir.
Bütün âlemler birer mahluktur. Bütün bunların yaratıcıs ı Cenâb-ı Haktan baş kas ı
değildir. Bütün âlemler, O Yüce Yaratıcının varlığına, kuvvet ve büyüklü ğüne
birer parlak delildir.
§ "Yevmiddin" , cezâ günü, âhiret günü korku ve s aygı âlemi demekt ir ki, o
günde bütün tas arruflar, bütün mükâfat ve cezalar Allah'a ait olup onun
hâkimiyet ve irades inin zıddına hareket edecek bir kuvvet bulunamaz.
§ " İbâdet" ; Allah 'ın emrine tam mânas ıyla boyun eğmek ve itaat etmek demekt ir.
Hak Teâlâya karş ı gös terilecek alçak gönüllülüğün, boyun eğme ve itaatın son
dereces idir.
§ "İs t iane" de yard ım is temekt ir, ibâdet ve iteat hususunda ve diğer işlerde
Cenâb-ı Hakkın lütûf ve yardımına s ığınmakt ır.
§ "Nîmet", halin iyiliği ve nefs in lezzet ald ığı ş ey demekt ir. Bizim için
is tenilmeye en lâyık olan nîmet is e, Allah'ın rızâs ına kavuşmak ve s alih, s eçkin
kulların yollarına girebilmek, Allah 'ın gazabına uğramış , s apıklıklar içinde
kalmış , kötü ruhlu kims elerin yollarından uzak kalmakt ır.
§ "Hidâyet"; ins anı İs tenilen ş eye kavuş turacak olan bir nesneye delâlet ve
yardım etmek demekt ir. Bu bir hayırlı rehberlikten ibârett ir. Hidâyet edene hâdi,
hidayet bulana da mühtedi denir. İhtida da doğru yolu bulmak demekt ir,
İs lâmiyete kavuşmak gibi.
§ "Dalal" = da lâlet de helâk olmak, kayb olmak, d oğru yoldan çıkmak, İn s anı
İs tediği ş eye ulaş t ıracak olan nesnenin yok olmas ı ve is tenen ş eye
kavuş turamayacak olan bir yola girmek demekt ir. İs lâmiyet ten ayrılmak gibi.
Dalâlete düş ene dâl, dalâlete düşürene de mudill, dalâlete düşürmeğe,
azdırmağa da idlâl denir.
§ "Tarikı müs takim" İs e doğru yoldur, İns anı dünyada ve âhiret te s elâmet ve
s aadete kavuş turacak olan her hangi bir ş ey demekt ir. Bu it ibar ile Kur'an 'ı
Kerîm'e, İs lâm dinine, sünnet ile camaate ve cennete girmeye hak edenlerin
yoluna s ıratı müs takim denmiş t ir.
İş te Fât iha sûre-i celiles i, bizlere bu husus lardaki vâzifelerimizi telkin ve ilham
ediyor. Buyurulmuş oluyor ki: "Ey ins anlar!, uyanınız, şu sonsuz kâinatın
yaratıcıs ının büyüklü ğünü düşününüz. O, ne büyük bir yaratıcıdır, ne muazzam
bir bes leyicidir. Bütün mahlukatı için ne kadar rahmet ve merhamet i vard ır.
Bütün âlemlerin müs takil s âhibi ve hâkimi yaln ız odur. Art ık -Yarabbi! yaln ız
s ana ibâdet ederiz. Yaln ız s enden lütuf ve ihs an bekleriz- diyerek kulluğumuzu
arzederiz. Doğru yola gitmenizi muhterem kulların izlerini takibe
muvaffakiyet inizi O Kerem s âhibi Yaratıcıdan niyaz ediniz. Küfür ve is yan ile
doğru yolu kaybetmiş , dalâlet içinde kalmış , ins anlık için bir fitne, korkunç bir
belâ mahiyet inde bulunmuş , dins iz, ahlâks ız, s apık kims elere uymaktan, onların
iğfallerine kapılmaktan emin olmanızı da O rahmet ve ihs anı s onsuz olan kerem
s ahibi ve merhamet li mabudunuzdan is temeye devam ediniz. Ey ins an
toplulukları! Sizin için bundan baş ka s elâmet ve s aadet yolu yoktur."
Evet ... Fâtiha Sûre-i celiles i İş te bizleri böyle bir uyanış a, bir yalvarış ve
yakarış a ve bir yüks eliş e davet edip durmaktadır.
Ey âlemlerin Rabbi!.. Biz âciz kullarının bu husus taki niyaz ve is t irhamımızı
lütfen kabul buyur. Peygamberlerin efendis inin hürmetine duamızı kabul buyur.
Âmin!